37. Gün – Bir Romanı Planlamak

Dün de sözünü ettiğim 8. bölüm nedense çok sıkıntılı ilerliyor. Doğaçlama gidiyor olmam yüzünden mi acaba? Emin değilim. Fakat bu bölümü şimdilik atlamam daha iyi olabilirdi. Neyse ki, bu kısımın yarın biteceğini umuyorum. Bu arada, bugün toplam 959 kelime yazmışım.

***

Roman İpucu

  • Romandaki bölümlerin muhtemel isimleri:

6. Bölüm: Çelebi Kanatlar

Bu bölümün ismi bir şeyleri çağrıştırıyor mu?

***

Bir Romanı Planlamak

Dün benim daha çok planlayıcı bir yazar olduğumdan söz etmiştim. Şimdi de, çok özel bir şey yapmamış olsam da, romanın planlama aşamasından söz etmek istiyorum.

İlk olarak, pek tabii ki Viyana Gökleri öyküsünü yazmıştım. Sonrasındaki amacım hikayeyi başka öykülerle devam ettirmekti. Ama onlar için kafamda kurguladıklarıma bakınca, aslında bunun bir romana dönüşebilecek kadar büyük olabileceğini fark ettim.

İlk olarak bir taslak planı oluşturmalıydım ama bunu nasıl yapacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Tamam, yazdığım hikayeyi temel aldığı için ilk kısımları nispeten biliyordum, aklımda bir son da vardı, peki arada kalanlar? Oralar için sadece, en etkili olabileceğini düşündüğüm 4-5 çok önemli sahne kafamda yer edinmişti. Üstelik bunlar belli bir sırada bile değildi. Bunları bir şekilde sıraya koyup, kafamdaki sona ulaşmam gerekiyordu.

Planı çıkarmaya ilk bölümlerden başlayarak, bölüm bölüm ilerledim. Buradaki en önemli nokta bunu yazılı olarak yapıyor olmam oldu. Öncesinde her şey sadece kafamdaydı. Yazıya dökünce, neyin nereye gelmesi gerektiğini görmek daha kolay oldu.

Faydasını gördüğüm diğer bir nokta ise planını çıkardığım veya çıkaracağım bölüme ne isim vereceğimi düşünmek oldu. Bu isimler romanda ille kullanılacak diye bir şey yoktu. Daha çok o bölüm üzerinde beyin fırtınası yaparken, bölümün özünü daha kolay hatırlamamı sağlıyorlardı.

Bunun yanında planı yaparken, olayların gidişatını geçen gün bahsettiğim Üç Perde Formatı‘na göre işlemeye çalıştım.  Fakat bunu, hikaye hakkında bilgi vermeden anlatmam biraz zor maalesef.

Bu anlattıklarım bir romanın planını çıkarmak için pek de bir yöntem sunmuyor sanırım, çünkü değindiğim şeylere rağmen benim plan daha çok içgüdüsel olarak ortaya çıkan bir şey oldu.

Yarın için, sıfırdan plan yaparken kullanabileceğiniz, şuradaki Kartanesi Metodu‘ndan (Snowflake Method) söz etmeyi düşünüyorum. Daha faydalı olabilir.

Reklamlar

36. Gün – Doğaçlamacılar ve Planlayıcılar

Bugün 8. bölüme başladım ve üzerinde öncesinde pek düşünmediğim sahneleri epey doğaçlama yaparak yazdım. 1088 kelime etmiş. 7. ve 8. bölümler aslen planımda yoktu, romanda ilerledikçe yazılması gerektiğini hissettim. 7. bölüm çok iyi oldu gibi ama 8. bölüm için kuşkularım var. Belki ilerde tekrar yazılır, belki hepten çıkarılır.

***

Roman İpucu

  • Romandaki bölümlerin muhtemel isimleri:

5. Bölüm: Viyana Gökleri

***

Doğaçlamacılar ve Planlayıcılar

Bugün yazarken epey doğaçlama yapmış olmamın şerefine, iki yazar tipinden bahsedeyim. Burayı yazarken Brandon Sanderson’un youtube’daki şu dersinden ve yine Writing Excuses podcastinden bolca kopya çektim.

Evet, genel olarak bakmak gerekirse iki yazar tipi vardır: Doğaçlamacılar (Discovery writer) ve Planlayıcılar (Outliners);

George R. R. Martin

George R. R. Martin

  • Doğaçlamacılar adı üstünde eserlerine sadece bir fikrin tohumuyla hatta bazen o bile olmadan başlar ve belki varacakları sonu bile bilmeden doğaçlama yazarlar. Bu açıdan George R. R. Martin doğaçlamacıları daha çok bahçıvanlara benzetiyormuş. Bu tipe yakın yazarların genelde karakterleri güçlü oluyor, ancak sonları pek etkileyici olmayabiliyor, bitti işte dağılın der gibi bitebiliyor. Örnek olarak, George R. R. Martin ve Stephen King doğaçlamacı yazarlarmış.

John R. R. Tolkien

  • Planlayıcılar ise daha çok mimarlara benziyor. Daha eser üzerinde çalışmaya başlamadan karakterlerden kurguya kadar her şeyi en başından planlayabiliyorlar. Bunlarda genelde kurgu daha iyi olsa da, karakterler yapay kalabiliyor. Yüzüklerin Efendisi’ni planlamak için yıllarını harcamış olan Tolkien, J. K. Rowling, Brandon Sanderson gibi yazarlar da daha çok planlayarak yazanlardan.

Yazarları böyle iki gruba ayrılmışlar ama aslında bu, planlayıcılar hiç doğaçlama yazmıyor, ya da doğaçlamacılar hiç plan yapmıyor demek değil. Örneğin; ben kendimi %75 planlayıcı, %25 doğaçlamacı olarak görüyorum. Yazdığım her şey, kurgunun her parçası planlı değil. Özellikle karakterleri doğaçlama yazmaya çalışıyorum mesela.

Ayrıca benim edindiğim izlenime göre ülkemizdeki yazarların çoğu doğaçlamacı gibi. Çünkü bir yazardan yazmayla ilgili bir tavsiye okuduğumda genelde “kitabın nereye varacağını düşünmeyin, gizleriyle sizi şaşırtsın gibi” şeylerden söz ediyorlar. Tamam, bir doğaçlamacı için kitabı yazarken keşfetmenin tadı ayrı bir güzellik olabilir. Fakat bu tavsiye herkes için geçerli olacak diye bir kaide yok. Bu tavsiye size uymuyorsa, yazamıyorsanız, bir de plan yapmayı deneyin, en azından varacağınız sonu bilin.

Bir de, ben eserini daha yazmaya başlamadan ayrıntılı bir şekilde kurguladığını söyleyen pek planlamacı Türk yazar görmedim. Belki de Türk edebiyatının eksiklerinden biri budur. Planlayarak yazdığını bildiğiniz Türk yazar var mı?